Abdülmecid Dönemi Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda Aysell tarafından 29 Haz 2012 tarihinde açılan konu


  1. Abdülmecid Dönemi Hakkında Bilgi


    Abdülmecid, 31.Osmanlı padişahı. II.Mahmud ve Bezmialem Valide Sultan'nın oğludur. Sultan Abdülmecid, babasının arzusu yönünde bir eğitim ve terbiye gördüğü için onun gibi ıslahatçı fikirlere sahipti. Batı dünyasına karşı hayranlık besliyordu. Babasının vefatı üzerine, henüz 17 yaşında iken Osmanlı tahtına oturdu. Devletin ilerleyişi için Avrupa tarzı koşulların ülke çapında yaygınlaştırılmasını istedi. Saltanatının henüz dördüncü ayında ilan ettiği Gülhane Hatt-ı Hümayunu(Tanzimat Fermanı) sebebiyle Tanzimat Dönemi padişahı olarak şöhret bulmuştur. Onun döneminde yapılan Londra Antlaşması ile Mısır özerk bölge olarak tanındı. Rusya ile varılan anlaşmazlık sonucu Kırım savaşı meydana gelmiştir. 1856 yılında çıkardığı Islahat Fermanı ile gayrimüslimlere yeni haklar tanıdı. Sürdürdüğü batılılaşma politikaları nedeniyle devletin daha fazla borçlanmasına neden olarak ekonominin çıkmaza girmesine neden olmuştur.Bunların yanında Sultan Abdülmecid, batılı yazarların takdir ve sevgiyle andıkları bir padişahtı. Adil, merhametli, ıslahatçı, yenilikçi bir insan olan Sultan Abdülmecid, 39 yaşında iken İstanbul'da veremden dolayı vefat etti ve Yavuz Sultan Selim'in türbesi yanındaki mezarına defnedildi.

    ŞEHZADELİK DÖNEMİ
    1823 yılında İstanbul’da doğan Şehzade Abdülmecid’in babası II. Mahmut’tur. Geleneklere uygun küçük yaşta eğitim hayatına başladı ve Avrupalı bir prens gibi yetiştirildi. Fransızcayı çok iyi bilmesinin yanı sıra batı müziğine de hayrandı. 1839 yılında babası vefat edince 17 yaşında tahta geçti.

    PADİŞAHLIK DÖNEMİ
    Küçük yaşta tahta çıkmasının getirdiği tecrübesizlik onu devlet adamlarına güvenmeye mecbur bıraktı. Babasının başlattığı ıslahatlara devam edeceğini bildirdiği sırada Mısır meselesinin ikinci safhası olan Nizip mağlubiyeti yaşandı. Bu durumun sonucunda savunmasız kalan Osmanlı Devleti, İngiltere, Fransa, Rusya, Avusturya ve Prusya devletlerinin isteği olan Mısır sorununu kendilerine danışılmadan çözülmesine karşı olduklarını bildirmeleri üzerine Osmanlı bu durumu kabul etmek zorunda kaldı. Böylece 1839 yılında Osmanlı tarihinde yeni bir dönüm noktası başladı; bir bakıma Avrupa devletlerinin vesayeti altına girdi.

    Mustafa Reşid Paşa’nın hazırladığı Tanzimat Fermanı reformu yine aynı yıl halka duyruldu. Tanzimat devrini açan bu belge, milli hakimiyeti ve şahsi ve mülki emniyeti, korumaktaydı. Amaç 'keyfi idareye' son vermekti. Ayrıca bu ferman Mısır meselesinin Avrupa meselesi halini almış olmasına da bir çözüm niteliğindeydi.

    1840 yılında 5 büyük devlet bir araya gelerek Londra Antlaşması imzalandı ve bu antlaşmaya göre, Mısır valiliği Mehmet Ali Paşa’ya bırakıldığı gibi işgal ettiği topraklar ve Osmanlı donanması geri alındı.

    Mukaddes mahaller meselesi, Osmanlı Devleti ve Rusya’yı savaşın eşiğine getirdi. 1853 yılında başılayan savaş tarihe Kırım Harbi olarak geçti ve 3 yıl sonra Paris Muahedesi ile son buldu. Yine aynı yıl Islahat Fermanı hazırlandı; bu fermanda Osmanlı tebaası gayri müslümlere, daha fazla haklar veren ve Batı sermayesinin Türkiyeye girmesini kolaylaştıran maddeleri içermekteydi. Paris Muahedesinde zikredilen bu fermanla Avrupa devletleriyle Osmanlı Devletinin eşit haklara sahip olduğu kabul edildi.

    ISLAHATLAR
    Babasının yolundan giden Sultan Abdülmecid dönemi ıslahatlar açısından büyük önem arz eder. Zira padişah ilan ettiği her fermana sadık kaldığı gibi Osmanlıcılık fikri etrafında da prensipleri birleştirmeye çalıştı. Diğer Osmanlı padişahlarında olduğu gibi I. Abdülmecid’de kendi üstünde tanıdığı tek kuvvet olarak şeriatı gördü ve tüm yenilikleri şeriata uygun bir şekilde yaptı.

    Başta demiryolları olmak üzere Batı ülkelerdeki tüm vasıtaları almak düşüncesindeydi, sarayda kapalı kalmayarak zaman zaman halkın arasına karıştı ve onların sorunları ile ilgilendi, her yıl Meclis-i Vala’yı bir nutuk ile açması adet edindi, tersaneleri ve kışlaları ziyaret etti, okullarda hocalara teşvik edici sözler söylemekten de geri durmadı, şehir şehir gezerek halk ile sıcak temaslar kurdu.

    Eski padişahların uyguladıkları bazı kuralları da değiştirdi. Bunlar arasında yabancı elçilerin padişah ile siyasi konular üzerinde görüşmelerine izin verilmesi, Avrupa hanedan mensuplarının ziyaretlerinin iade edilmesi, Osmanlı padişahlarının nişan vermesi fakat almaması adetini de değiştirerek ilk kez Fransız İmparatoru III. Napolyon’dan nişan kabul etmesi sayılmaktadır.

    Abdülmecid’in saltanatı 20 yıl sürdü ve bu 20 yıllık dönemde 22 sadrazam değiştirdi. Buna karşılık politik nüfusları oldukça azalan şeyhülislamlık mevkinde 4 değişiklik yapıldı ancak devlette en yüksek maaşı şeyhülislamın alması kuralına sadık kalındı. Serasker aynı zamanda kara kuvvetleri kumandanı olarak da sayıldı ve sadrazamın askere kumanda etme usulüne son verildi. 1845 yılında Zabtiye Müşirliği kurularak İstanbul’un ve eyaletlerinin asayişi bu makama bırakıldı. Divan-ı Hümayun artık önemi kaybetti ve bunun yerini Meclis-i Has aldı. Meclisee giren memurların padişaha ve devletere sadık kalarak hizmet edeceklerine dair yemin usulü başladı. Babası II. Mahmut’un açtığı nazırlıkları genişleten Sultan Abdülmecid hukuki, askeri ve eğitim alanlarında teşkilatlandırmayı kolaylaştıracak kurumlar açtı. Artık meclislerde gayri müslimlere de temsil hakkı tanındı.

    Nizamiye mahkemelerinin kurulması, ilköğretimin zaruri ilk ve orta öğretimde parasız eğitim şansı, darülfünunların kurulması, kız okullarının açılması, liselerin açılması, harp akademilerinin ve çeşitli meslekler için mekteplerin kurulması, Türkçenin sadeleştirilmesi, 1840 yılında ilk özel gazetenin basılması ve kağıt paranın ortaya çıkışı dönemin diğer ıslahat hareketleridir.

    1848 yılından itibaren Osmanlı Devleti’nin maliyesi oldukça sarsıldı öyle ki Kırım Harbi’nin getirdiği masrafları karşılamak üzere 1854 yılında ilk kez dışarıdan borç alındı. Toplamda 4 kez borç alındı ve her borca karşılık önemli gelir kaynakları ipotek edildi. Bu mali bozukluklar halk arasında da karışıklıklara neden oldu ve çeşitli bölgelerde isyanlar çıktı. Bunlar kısmen bastırıldı ancak her defasında Avrupa ülkeri bu karışıklıkları fırsat bildi. Bu zorlu süreç içinde tüberküloz hastalığına yakalanan Abdülmecid, 1861 yılında henüz 39 yaşında iken hayatını kaybetti. Naaşı Yavuz Sultan Selim türbesindedir.
     
Yükleniyor...