Atatürkün Kafkas Cephesindeki Faaliyetleri

'Tarih Bölümü' forumunda Masal tarafından 20 Eyl 2012 tarihinde açılan konu

  1. Atatürkün Kafkas Cephesindeki Faaliyetleri Nelerdir


    Atatürkün Kafkas Cephesindeki Rolü


    I. Dünya Savaşının ortalarındayız. Kafkas Cephesi kritik bir durumda. Muş ve Bitlis düşman işgali altında. Van-Bingöl bölgelerindeki zayıf müfrezelerin takviyeleri gerekli. Başkomutanlık, Rus ordularının daha çok ilerleyerek Diyarbakır ve çevresini almalarını önlemek, Rus Cephesinin sol kanadına saldırarak Erzurumu geri almak düşüncesiyle Trakyada bulunan 2. Ordunun Doğu Cephesine şevkini kararlaştırır. Bu ordunun komutanı Ahmet izzet Paşadır. 16. Kolordu da bu orduya bağlanır ve komutanlığına Çanakkale savaşları kahramanı Albay Mustafa Kemal atanarak Kafkas Cephesine hareket emri verilir.

    Bu cephede, Osmanlı devletinin 3. Ordusu bulunuyordu. 21 Kasımda sınırı geçerek Erzurum istikametinde ilerleyen Rus kuvvetleri, önce Köprüköy ve ardından da Azap muharebelerini kaybederek geri çekilmek zorunda kaldı. Ancak Türk Ordusu da ağır zayiat verdiği için geri çekilen düşman takip edilemedi; daha elverişli bir arazide toplanmak, takviye kuvvetlerinin gelmesini beklemek ve yeni bir Rus taarruzunu karşılamaya hazır olmak amacı ile geri çekildi.
    Avrupada savaşın mevzî harbine dönüşmesi ve Galiçyada Avusturyalıların Ruslar karşısında zor durumda kalmaları üzerine; Harbiye Nazırı ve Türk Başkomutan Vekili Enver Paşa, doğu cephesinde Rus kuvvetlerinin imhasını hedef alan büyük ölçüde kuşatıcı bir taarruza karar verdi. Bu amaçla 14 Aralık 1914te Erzuruma geldi.

    Taarruz için mevsimin uygun olmadığını ve bu nedenle bahara bırakılmasını isteyen 3 Ordu Komutanını görevden aldı. Ordu komutanlığını kendisi üstlendi. Savaş plânı, düşmanın cepheden ve yanlardan kuşatılarak imha edilmesi esasına dayanıyordu.

    Tamamen karla örtülü çok yüksek dağlık ve yolsuz bir arazide, o günün şartları altında kış donatımından yoksun yaya ve atlı birliklerle yapılan bu hareket çok riskli idi. Nitekim Türk Kuvvetlerinin büyük bir kısmı donarak öldü. Sarıkamışa girebilen çok az sayıda bir kuvvet de Ruslar tarafından geri atıldı. 3. Türk Ordusu tamamen elden çıktı. Bu savaşta Türklerden 60.000 asker kaybedilmiş, çok sayıda da esir verilmişti. Bu başarısızlık üzerine Doğu Anadolunun kapıları Rus ordularına açılmış oldu.

    1915 Nisan sonlarında Rus ordusu tekrar taarruza geçti. Bu arada, Van bölgesindeki Ermeniler de ayaklanarak Türk ordusunu arkadan vurmaya başladılar. Bu durumda Osmanlı Devleti, Ermeni azınlığı, çıkartılan “Tehcir Kanunu ile başka yerlere göç ettirerek buradaki Türk kuvvetlerinin arkasını sağlama almaya çalıştı.

    1915 yılı sonunda doğudaki kuvvetlerinin sayısını 700.000e çıkaran Ruslar karşı taarruza geçtiler ve Erzurum, Muş Rusların eline geçti. 1916 ve 1917 yıllarında cereyan eden savaşlar sonunda Doğu Anadolunun büyük bir kısmını işgal ettiler. Ruslar, Trabzon ve Erzincanı aldılar. 1917 Martında başlayan Rus İhtilâli, cephedeki Rus kuvvetlerini de etkilemişti. Ekim 1917de gerçekleştirdikleri bir ihtilalle Rusyada Çarlık rejimini yıkarak yönetimi ele geçiren Bolşevikler, savaştan çekilme kararı aldılar.

    Bunun üzerine, 16 Aralık 1917de Ruslarla Erzincan Mütarekesi yapıldı. Bu mütarekeden sonra Rus kuvvetleri Doğu Anadoluyu boşaltmaya başladılar. Rusların boşalttığı bu toprakları bu kez Ermeni birlikleri istila etti. Ermenilerin bölgedeki Türkleri toplu katliamlarla yok etmeye başlamaları üzerine; Şubat 1918de başlarında ileri harekata geçen Türk ordusu, bütün Doğu Anadoluyu istiladan kurtardı.

    Sovyetlerle 3 Mart 1918de yapılan Brest Litovsk Antlaşmasıyla Kars, Ardahan ve Batum vilayetleri Osmanlı Devletine geri verildi. Bölgedeki Türk kuvvetleri Azerbaycan içlerinde Baküye ve Hazar Denizi kıyılarına, İran içlerinde ise Tebrize kadar olan geniş bir sahayı ele geçirdi. Ancak, Mondros Mütarekesinden sonra, galip devletlerin baskısı üzerine, Türk Ordusu harbin başladığı yere 1914 hududuna çekildi ve İstiklâl Harbinin Doğu Cephesi de tekrar bu huduttan başladı.