İbrahim Şinasi Kimdir Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 18 May 2012 tarihinde açılan konu


  1. İbrahim Şinasi


    Doğum 1826/İstanbul
    Ölümü 13 Eylül 1871/İstanbul
    Meslek Şair, tiyatro yazarı, gazeteci
    Dönemi Tanzimat Dönemi


    İstanbul’un Cihangir semtinde doğmuş olan İbrahim Şinasi’nin doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Üzerinde tartışmalar olmasına rağmen bugün sahip olunan kaynaklara göre doğum yılı 1826 olarak kabul edilir. Babası, Osmanlı ordusunda topçu yüzbaşı olan Mehmet Ağa, annesi ise Esma Hanımdır. Babasının, Rusya ile yapılan savaşta Şumnu mevkiinde 1828 yılında şehit düşmesi üzerine İbrahim Şinasi henüz iki yaşında iken yetim kaldı. Babasının şehit düşmesinin ardından yokluk içerisinde geçen bir çocukluk yaşadı.

    EĞİTİM HAYATI VE ÇALIŞMA HAYATI
    İbrahim Şinasi, eğitim hayatına Mahalle Sıbyan Mektebinde başladı. Ardından Feyziye Okulunu gitti ve burayı tamamladıktan sonra Tophane Müşiriyeti Mektubi Kalemine katip adayı olarak girdi. Kalemde görevli İbrahim Efendiden Arapça ve Farsça, eski adı Chateauneuf olan Reşat Bey’den Fransızca derleri aldı. İbrahim Şinasi çalışkan ve başarılı bir kimseydi bu yüzden bu görevinden evvela memurluk ardından hulefalık derecesine yükseldi. 1849 yılında çalıştığı kuruma verdiği dilekçe üzerine maliye alanında eğitim almak için devlet tarafından Paris’e gönderildi. Kendisi burada daha çok edebiyat ve dil alanında çalışmalar yaptı. Bu süre zardında Paris’te şarkiyatçı De Sacy ailesi ile dostluk kurdu. Alphonse de Lamartine’nin toplantılarını izledi, Ernest Renan ile tanıştı. Oryantalist Pavet de Courteille’ye çalışmalarında yardım etti, Ünlü filolog Paul Emile Littré ile tanıştı ve 1851’de Société Asiatique’ye üye seçildi.



    1854 yılında Paris dönüşünde İstanbul’daki görevine bir süre daha devem etti. Daha sonra Meclis’i Maarif azalığına atandı. Encüment-i Daniş’te yani ilimler akademisinde görev yaptı. Himayesinde bulunduğu Sadrazam Mustafa Reşit Paşa’nın azledilmesi üzerine, görevinden çıkarıldı fakat Reşit Paşanın sadrazamlığa dönmesiyle birlikte Şinasi de görevine tekrar getirildi. 1858 yılında Sadrazam Mustafa Reşit Paşa’nın ölümünden sonra Yusuf Kamil Paşanın himayesine girmiş olan İbrahim Şinasi, 1860 yılında Agah Efendi ile birlikte ilk özel gazete ünvanını taşıyan Tercüman-ı Ahval gazetesini çıkardı. Altı ay kadar kısa bir süre sonra tek başına Tasvir-i Efkar adlı bir başka gazeteyi idare etti. Devlet idaresini tenkid etmesi ve Sultan Abdulaziz’e karşı girişilen eylemin mimarlarının yanında yer alması nedeniyle 1863 yılında Meclis-i Maarif’teki görevine son verildi ve gazeteyi Namık Kemal’e bırakarak 1865’te Fransa’ya gitti. Fransa’da lügat çalışmalarına ağırlık verdi. Orada Société Asiatique Üyeliği'nden ayrıldı ve 1867’de İstanbul’a döndü. Fakat kısa bir süre sonra Paris’e geri dönen Şinasi, Paris’te kaldığı iki yıllık süre zarfında Fransa Milli Kütüphanesinde çeşitli araştırmalar yaptı. 1869 yılında tekrar İstanbul’a dönen Şinasi, bir matbaa açarak eserlerinin basımı ile uğraştı. Kısa bir süre sonra da 13 Eylül 1871’de beyninde bulunan ur yüzünden vefat etti.

    EDEBİ HAYATI
    Şinasi, 19. yüzyılda Türk edebiyatını etkileyen ve yönlendirenin başında yer alır. Osmanlı toplumunun Batı uygarlığı yakalayarak gelişebileceğini, bununsa batı örnek alınarak gerçekleşebileceğini savundu ve Batılılaşma hareketinin öncülerinden birisi oldu. Gazetelerde yazmış olduğu makaleleriyle, Fransızca'dan yaptığı şiir çevirileriyle, edebi ve toplumsal tenkidleriyle, kaleme aldığı tiyatro eserleriyle ve kullandığı yalın, toplumun anlayabileceği sade dille Türk Edebiyatında batılılaşmanın ilk adımlarını attı.



    Batı uygarlığı çerçevesinde gelişen Türk Edebiyatı'nın kurucusu kabul edilir. Tanzimat Edebiyatı diye tanımlanan Batı etkisinde gelişen Türk Edebiyatı’nın ilk evresini Şinasi başlattı ve Batı Edebiyatı etkisinde nazım ve nesir türünde ilk olarak eser veren kişi oldu. İlk çeviri şiirleri, ilk noktalama işaretleri, ilk özel Türk gazeteciliği ve ilk yerli tiyatro eseri edebiyatımıza Şinasi ile birlikte girmiştir. Toplum sorunlarıyle yakından ilgilenmiş ve sanatında toplum için olması gerektiğini düşünmüştür. Şiiri mecazi manalardan ayıklayıp yalın bir hale getirdi, soyut ifadelendirişleri somut hale getirdi. Türk Edebiyatında ilk olarak halk kaynaklarından yararlanıp dil, folklor araştırmaları yaptı. Divan Edebiyatı'ndaki parça güzelliği anlayışına karşı, bütün güzelliği anlayışını savundu. Toplumun bilgi sahibi olması ve bu sayede bakış açısının genişlemesi amacıyla gazete çıkarmış ve bu yolda en önemli yolun gazete olduğunu savunmuştur. Türk Edebiyatı’nın sembol şahsiyetlerinden bir tanesidir.
     
Yükleniyor...