II. Mustafa Hayatı ve Padişahlık Dönemi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 24 May 2012 tarihinde açılan konu



  1. II. Mustafa


    Doğum 6 Şubat 1664 - İstanbul
    Ölüm 29 Aralık 1703- İstanbul
    Hüküm süresi 6 Şubat 1695 – 22 Ağustos 1703
    Önce gelen II. Ahmed
    Sonra gelen III. Ahmed


    II. Mustafa,yirmi ikinci Osmanlı padişahı, yüz birinci İslam halifesidir. Divan edebiyatındaki lakabı İkbali, diğer bir lakabı ise Gazi’dir.

    ŞEHZADELİK DÖNEMİ
    1664 yılında Edirne’de doğan Şehzade Mustafa, IV. Mehmet’in oğludur. Küçük yaştan itibaren iyi bir eğitim gören şehzade, babası ile birlikte Lehistan seferine çıktı. 1687 yılında babasının tahttan indirilmesi ile tahta aday olsa da devlet erkanı II. Süleyman’ı layık gördü ve Şehzade Mustafa babası ile birlikte Topkapı Sarayı’nda hapsedildi. Ancak 1691 yılında II. Süleyman’ın hayatını kaybetmesiyle yeniden tahta aday olsa da, Fazıl Mustafa Paşa II. Ahmet’i tercih etti. Sultan Ahmet’in vefatı üzerine oğlu İbrahim tahta aday gösterilse de Mustafa, hanedanın en büyüğü sıfatıyla Edirne Sarayı’nda Ortakapı önüne taht kurduraraka veziriazam ve şeyhülislamı beklemeden padişahlığını ilan etti. 1695 yılında tahta geçen II. Mustafa o sırada 31 yaşındaydı; bir kaç gün sonra da kılıç kuşanma merasimi yapıldı.

    PADİŞAHLIK DÖNEMİ
    Saltanat döneminin ilk yıllarında hala devam eden Viyana Kuşatması’nın getirisi çok uluslu savaşlar tüm cephelerde sürdüğü için ilk yaptığı hamle tüm kontrolü kendi eline alması oldu. Uzun süredir düzenli toplantı yapılmayan Divan-ı Hümayun’un hafta 4 gün çalışmasını emretti.

    Atası Kanuni Sultan Süleyman’ı örnek aldığını, Sultan Mehmet’ten beri padişahların zevk ve sefaya düştüğünü bunun da düşman kuvvetlerinin işine geldiğini; bundan sonra kendisine rahatı ve zevki haram kıldığını bildirerek bizzat ordunun başında sefere çıkmak istediğini bildirdi.

    II. Mustafa başa geçer geçmez hızla düşündüklerini gerçekleştirmeye çalışırken daha önce Venedikliler’in eline düşen Sakız adası o sırada geri alınmış, Kırım Tatarları’ndan Şahbaz Giray, Lehistan topraklarına girip Lemberg’e kadar ilerlemiş, çok sayıda esir ve ganimetle dönmüştü. Bu sırada hazırlıkları tamamlanan ordu 1695 yılında Avusturya seferine çıktı. Önce Lippa fethedildi, ardından Burdur civarında Avusturya ordusu ile karşılaşan Osmanlı ordusu savaşı kazandı. Bu zaferin ardından Lugoş alındı ve bu zafer ona Gazi lakabını getirdi.

    Edirne’den İstanbul’a dönen ve hemen ikinci sefer için çalışmalara başlayan II. Mustafa, tarihte bir ilk olarak 1500 kadar İstanbul ve Edirne bostancısına sefer emri verdi. 1696 yılında bizzat ordusunun başında ikinci sefere çıkan II. Mustafa, Avrupa topraklarında başarı kazanma arzusundadır. Çıktığı bu seferde de başarı kazanan Osmanlı ordusu, üçüncü ve sonuncu Avusturya seferine 1697 yılında çıktı. Şiddetli bir çarpışmanın sonunda ne yazık ki Osmanlı ordusu mağlup oldu. Ancak yüzerek karşıya geçebilenler kurtuldu, 20 kadar kumandan şehit olurken ordunun sekizde biri yok oldu. Pek çok malzeme, hazine sandıkları, binlerce at, öküz ve sadaret mührü Avusturyalılar’ın eline geçti. Bu habere çok üzülen padişah hemen geri çekildi. Bu mağlubiyetin etkisi II. Mustafa’nın üzerinde büyük oldu; barış istesede böylesi bir durumun Osmanlı Devleti’nin prestijini sarsacağını düşünerek savaşın devam etmesi gerektiğine inanıyordu. Ancak devletin ileri gelenleri ve elçilerin ısrarı üzerine Karlofça barış anlaşması ile 16 yıldır devam eden savaş bitti. Osmanlı Devleti Tımışvar hariç bütün Macaristan’ı kaybetti.

    ZOR YILLAR
    Bu çok cepheli savaşlar Osmanlı Devleti’nin sosyal ve ekonomik yapısını temelinden sarsmıştı. Artan sefer masrafları için yeni vergiler ihdas edilirken mevcutların miktarları arttırıldı. Kapıkulu ve timarlı sipahi teşkilatları bozulmuş olduğundan genel seferberlik ilan edilerek halktan asker toplandı. Bunlar savaşlar sona erince döndükleri memleketlerinde önemli problemlere yol açtı. Savaşlar yüzünden beylerbeyi ve sancak beyleri görev bölgelerinde bulunamadıklarından eşkıyalık hareketleri baş gösterdi; topraklarını terkeden çiftçiler inzibatı temin etmekle vazifeli yarı resmi sarıca ve sekban teşkilatına katıldı. Anadolu bu halde iken Balkanlar’da “hayduk” denilen zümreler ortaya çıktı. II. Mustafa, bu tür eşkıyalık hareketlerinin önlenmesi için bir yandan teftişçi adı altında valiler tayin ederken diğer yandan sarıca ve sekban teşkilatının kaldırıldığını ilan etti. Bunun dışında savaş giderlerini karşılamak için bazı mali önlemler alan II. Mustafa; ayarı düzgün olan İstanbul altınının tüccarlar tarafından toplanıp Mısır’a götürülmesiyle Osmanlı tarihinde bir ilk olarak ilk defa üzeri tuğralı altın para bastırıldı. Bu çalışmalar sonucunda devlet bütçesi istikrar kazanmaya başladı.

    Ancak savaşlardaki başarısızlık ve kaybedilen topraklar nedeni ile halk mutsuz ve padişahtan memnun değildi. Bu tepkiler sonucunda Edirne Vak’ası denilen olay patladı ve İstanbul’a hakim olan asiler Edirne’ye isteklerini belirten bir mahzar gönderdi. Ancak Şeyhülislam Feyzyllah Efendi bu yazıyı padişaha ulaştırmadı ve durumdan habersiz olan asiler Edirne’ye gelerek padişah değişikliği istedi ve yerine Şehzade Ahmet önerildi. Çarpışma olmadan mesele halledilmeye çalışıldı, zira II. Mustafa kardeşi Ahmet’in bulunduğu yere giderek ‘’Birader, kul seni padişah istemişler’’ diyerek kendi rızası ile tahttan çekildi ve onun kaldığı yere gitti. 8 yıl hükümdarlık yapan II. Mustafa ordunun başında sefere çıkan son Osmanlı padişahıdır.

    Yakalanmış olduğu istiska ve mesane hastalıklarına son gelişmelerin verdiği üzüntüler de eklenince tahttan indirilmesinden 5 ay kadar sonra çok sevdiği Edirne’de 1703 yılında hayatını kaybetti. Cenaze namazı kılındıktan sonra Yenicamii civarındaki Valide Turhan Sultan Türbesi’ne defnedildi.
     
Yükleniyor...