III. Murad Hayatı ve Padişahlık Dönemi

'Biyografi' forumunda Merve tarafından 21 May 2012 tarihinde açılan konu

  1. III. Murad

    Doğum 4 Temmuz 1546 - Manisa
    Ölüm 16 Ocak 1595 - İstanbul
    Hüküm süresi 22 Aralık 1574 – 16 Ocak 1595
    Önce gelen II. Selim
    Sonra gelen III. Mehmed


    II. Murad, on ikinci Osmanlı padişahıdır.

    HAYATI
    II. Selim’in oğlu olan Şehzade Murat, 1546 yılında Manisa’da doğdu. İlk eğitimini de doğduğu yerde aldıktan sonra Aydın-ili’ne sancak beyliğine gönderildi. Ardından Akşehir’e oradan Konya’ya ve son olarak Saruhan’a gitti ve burada padişah olana kadar idarecilik yaptı. 12 yıl süren bu görevi sırasında idare işlere pek karışmadı, zaten tahtın tek varisi olarak rahat bir yaşam sürdü.

    Babasının vefatı üzerine İstanbul’a doğru yola çıkan Murat, 1574 yılında tahta çıktı ve cülusu resmen ilan edildi. Askerlere cülus bahşisi dağıttıktan sonra ilk icraat olarak Kabe’nin duvarlarının tamirini yaptırdı. İlk Cuma namazını da büyük bir merasim ile Ayasofya’da kıldı.

    PADİŞAHLIK DÖNEMİ
    Tahta çıktıktan sonra ilk iş olarak eski anlaşmaları yeniledi. Bu sırada İran şahı I. Tahmasb zehirlenerek ölmüştü, bu durumdan faydalanmak isteyen III. Murat bir sefer hazırlığına başladı. İran’a yönelik hazırlanmış olan bu harekatı çok iyi takip eden padişah, Osmanlı askerleri Safeviler’i yenilgiye uğratarak Gürcistan’a girdi ve Şirvan kesimindeki şehirleri teker teker ele geçirdi. Ancak bu uzun sürmedi, İran cephesinde Osmanlı kuvvetlerinin durumu sarsılmaya başladı. III. Murat seferin başına Osman Paşa’yı getirdi ve paşa Şirvan’da Osmanlı hakimiyetini kesinleştirdi.

    III. Murat’ın üzerinde büyük bir etkisi olan annesi Nurbanu Sultan 1583 yılında hayatını kaybedince sarayda nüfuz çevreleri arasında ciddi bir değişime yol açtı. Bir yandan da padişah siyasi mücadelelerine devam ediyor, Tebriz’i muhafaza etmeye çalışıyordu. Görevlendirdiği Osman Paşa, Tebriz’i ele geçirdi ve 1585 yılında padişah adına hutbe okutuldu. Böylece 1578 yılında başlayan uzun yıllar devam eden savaş, barış anlaşması ile son buldu.

    III. Murat dönemine damgasını vuran Osmanlı-Safevi mücadelesi dışında onun saltanatı boyunca özellikle devletin uzak sınırlarında ve Akdeniz’de yeni siyasi gelişmeler de oldu. Osmanlı Devleti’nin ise siyasetinin ağırlık noktası Lehistan oldu. III. Murad devrinde özellikle İngiltere ile olan ilişkilerde de büyük bir gelişme görüldü. 1579 yılında İngiliz tüccarı için bir ticaret imtiyazı verildi, 1580 yılında bu imtiyaz, bütün İngiliz tacirlerine Türk sularında serbestçe ticaret yapma hakkını tanıyan bir ahidname haline konuldu. Fas’ta ise Osmanlılar, İspanyollar’la ve Portekizliler’le nüfuz mücadelesi içine girmişti.. Fas üzerinde Osmanlı etkisini arttırmayı başardı ve Osmanlılar, sadece Kuzey Afrika’nın uzak kıyılarında değil aynı zamanda iç kesimlerinde de nüfuz etmiş oldu.

    III. Murad devrinde ikinci büyük cephe batıda Habsburglar’a karşı açıldı. Batı tarih literatüründe “Onbeşyıl savaşları” yahut “Uzun savaşlar” olarak anılan mücadelenin başlamasında Habsburglar etkili oldu. Bu savaş dönemi Osmanlı tarihinin içtimai, askeri ve iktisadi bünyesinde önemli değişikliklere yol açtı. Klasik Osmanlı temel yapısını derinden sarstı. Savaş Bosna sınırlarındaki olaylarla başladı ve sonunda III. Murat Avusturya’ya karşı savaş kararı aldı. Bu savaş sırasında Osmanlı Devlet’i bir kısım kalelerini kaybedince seferin başına Sinan Paşa geçirildi ve paşa kaybettikleri bir iki kaleyi geri almayı başardı.

    Bu savaş devam ederken 1595 yılında III. Murat hayatını kaybetti ve Ayasofya haziresine defnedildi. Padişahın hekimi onun böbrekle ilgili bir hastalığa yakalandığını söyler. Padişahın bu ani ölümü sarayda büyük yankı uyandırdı ve bir süre ölümü gizli tutuldu.

    ÇALIŞMALARI VE İLGİ ALANLARI
    III. Murad’ın dünya tarihine ve özellikle dönemin hükümdarlarının yaptığı savaşlara alaka duyduğu, her şeyi öğrenmek istediği dünya tarihiyle ilgili olarak yaptırdığı tercümelerden anlaşılmaktadır. Dönemin kaynaklarından onun kitap okumaktan hoşlandığı, astronomiye ilgi duyduğu, alimler ile bir arada olmaktan zevk aldığı, adalete önem verdiği, mücevheri sevdiği bilinmektedir.

    Saltanatının son dönemlerinde iyice saraya kapanan III. Murat devrin kaynaklarında eleştirilmiştir. Bazı Batı kaynaklarında onun aslında savaşçı bir karaktere sahip olduğu, ancak önce annesi, ardından Safiye Sultan ekibi tarafından engellendiğinden söz edilir. Buna göre sefere çıkmak yerine padişahın sarayda kalması devlet işleri için daha hayırlıydı, üstelik tahtı baskı altında bulunduran sevilen bir vâris de mevcuttu.

    Dönemi Osmanlı kültürünün klasik formunun zirvesine ulaştığı bir devir olarak tanımlanan III. Murad, “Muradi” mahlasıyla dini ve tasavvufî şiirler kaleme almıştır. Şiirleri bazı mecmua ve tezkirelerde yer alır. Çeşitli kütüphanelerde ise onun divanına rastlanır. Hat sanatı ile de ilgilenen sultan, sülüs nesih ve ta’lik yazılarda yetişmiş iyi bir hattat olduğu bilinir ve Ayasofya Camii mihrabının iki yanında asılı olan kelime-i şehadet levhasıyla bir ayet levhasının bulunduğunu bildirmekteyse de bu levhalar bugün mevcut değildir. Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi’nde Muradi imzalı celi ta’lik bir levhası mevcuttur.
     
Yükleniyor...