İslamiyetten Önce Mekkenin Durumu

'Dini Bilgiler' forumunda EyLüL tarafından 16 Eyl 2012 tarihinde açılan konu


  1. İslamiyet Öncesi Mekkenin Durumu





    İslamiyetten Önce Mekkenin Dönemi

    İslamiyetten önce Peygamberimiz Hz Muhammed (sas) Arap yarımadasının Hicaz bölgesinde, Mekke şehrinde doğdu O'nun hayâtını ve insanlık tarihinde yaptığı büyük inkılâbı kavrayabilmek için, yaşadığı asırda Arabistan'ın genel durumunun ve Arapların yaşayışlarının, ana hatları ile de olsa, bilinmesinde fayda vardır.

    Mekkenin bilinen tarihi Hz. İbrahim dönemine kadar inmekte, daha önceki tarihi hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Hz. İbrahim Allahın emriyle, henüz çok küçük yaşta olan oğlu Hz. İsmaili ve annesi Hâceri Mekkeye getirip bıraktıktan sonra Filistine dönmek üzere ayrıldı.

    Kurân-ı Kerimde “ekin bitmeyen bir vadi olarak nitelenen (İbrahim 14/37) Mekke vadisi çöl karakterli bir araziye sahip olup iklimi sıcak ve kuraktır. Bu sebeple anne-oğul bir süre sonra susuzluk problemi ile karşılaştılar. Dinî rivâyetlere göre su bulmak için Safa ve Merve tepeleri arasında koşturan Hacerin, çaresiz kalıp oğlunun hayatından ümit kestiği bir sırada Yüce Allahın emriyle çocuğun bulunduğu yerden bir su kaynağı fışkırdı.

    Zemzem adını alan ve suyu bol olan kaynak nedeniyle burası kervanların konak yeri oldu. Bir süre sonra Yemenden gelen Cürhümlüler Mekke çevresine yerleştiler. İsmail onlardan Arapça öğrendi ve bu kabileden bir kızla evlendi.

    Mekke Hicaz bölgesinin üç önemli şehrinin başında geliyordu (diğer ikisi Yesrib [Medine] ve Tâif). Güneyde Yemene, kuzeyde Akdenize, doğuda Basra körfezine, batıda Kızıldeniz limanı Ciddeye ve Afrika istikametine giden yolların kesişme noktasında bulunan Mekke ekonomik açıdan çok elverişli bir mevkide yer almaktaydı.

    Öte yandan Kâbe dolayısıyla şehir, Arabistanın dinî merkezi idi. Yılın belirli aylarında Arabistanın her tarafından Kâbeyi ziyarete gelen insanlar şehrin ticarî faaliyetlerine canlılık kazandırır, panayırlar kurulur ve şiir yarışmaları yapılırdı. Coğrafî şartlar yüzünden tarıma elverişli olmayan Mekkede ekonomik hayatın temelini ticaret oluşturmaktaydı.

    Mekkede Arabistan yarımadasının genelinde olduğu gibi putperestlik hâkimdi. Kâbe ve çevresinde sayıları 360a ulaşan putların en büyüğü Hübel olup Kureyşin en önemli putu idi. Bunların dışında evlerin çoğunda da put vardı. Araplar gökleri ve yeri yaratan, idare eden en yüce tanrı olarak Allahın varlığını kabul etmekle birlikte kendilerini Allaha yaklaştıracağı ve Onun katında şefaatçı olacağı düşüncesiyle putlara tapıyorlardı.

    Böylece sadece Allaha kulluğu öngören tevhid inancından saparak Allaha ortak koşmak suretiyle şirke düşmüş oluyorlardı. Öte yandan Mekkede sayıları az olmakla birlikte Hz. İbrahimden gelen tevhid inancına sahip Hanîfler de bulunuyordu.
     

Yükleniyor...