İstanbul'un Fethi gemiler

'Tarih Bölümü' forumunda YAREN tarafından 28 Mar 2010 tarihinde açılan konu

  1. İstanbulun fethinde gemilerin karadan yürütüldüğünün doğru olmadığı söylentileri mevcut.
    İstanbul'un Fethi sırasında gemiler nasıl karadan yürütüldü?
    [​IMG]
    Peki bu iddialar hakkında kaynaklar ne diyor?
    İstanbulun fethi sırasında gemilerin karadan yürütüldüğünün doğru olmadığını söyleyenler var.
    İstanbulun fethi sırasında gemilerin karadan yürütülmesi hadisesi, hemen hemen yerli ve yabancı kaynakların ittifakı ile sabit bir olaydır. Hatta Bizans askerleri, sabahleyin Osmanlı gemilerini Haliçte görünce, herhalde zincirleri kırıp geçtiler diye zincirleri kontrol etmişler ve gördükleri manzara karşısında hayrete düşmüşlerdir. Ancak sabaha karşı yapılan bir harp planı olması hesabıyle ve de gemilerin geçirildiği bölgenin o günlerde ormanlık olması sebebiyle, güzergâhı ve karadan yürütülen gemilerin sayılarında farklı görüşler bulunmaktadır.

    İstanbulun fethedilmesi için bazı gemilerin Halice indirilmesinin zaruret olduğu görüldü Zira Halice gerilen zincir Hasköy ile Ayvansarayda bulunan iki ordunun buluşmasına mani teşkil ediyordu. Önce gemilerin karadan çekileceği yer tesbit edildi. Burası Tophane önündeki sahilden başlayarak Boğazkesenden geçiyor ve buradan güney batıya dönüp sırtları aşarak Löbon Pastahanesi tarafına çıkıyor ve tepeyi aşarak Perapalas yanından Kasımpaşaya yani Haliç sahiline çekiliyordu. Yapılan ölçümlerde, Tophaneden dört yol ağzına 980 adım ve buradan Tepebaşına kadar 240 ve Kasımpaşaya kadar da 906 adım ki, toplam 2156 adımdır ve bu da yaklaşık 3 mil kadar tutmaktadır Hazırlıklar tamamlandı Tophaneden ayrılan 50 ila 70 adet arasındaki gemi, 21 - 22 Nisan gecesinde Kasımpaşaya kadar indirildi Bu olayın doğruluğunu, hem savaşta hazır olan Bizans tarihçileri ve hem de Osmanlı tarihçileri ittifakla açıklamaktadırlar.

    Kemalpaşazâde, Tarih VII, Süleymaniye Kütp. Fâtih, nr. 4205, vrk. 64/a; Şerafettin Turan neşri, sh. 52-55; Kritovulos, Tarih-i Sultân Mehmed Hân-ı Sânî, İstanbul 1328, sh. 66; Tâcîzâde Cafer Çelebi, Mahrûse-i İstanbul Fetihnâmesi, TOEM İlavesi, 1331, sh. 15; Dukas, Türk-Bizans Tarihi, sh. 271; Clot, Fâtih, sh. 52 vd.; Âli, Künhül-Ahbâr, c. V, sh. 253-254; Solakzâde, sh. 196; Aksun, Osmanlı Tarihi, c. I, sh. 138-139; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. I, sh. 479-482; Yılmaz, Belgelerle Osmanlı Tarihi, c. I, 299-303; Karşı görüş için bkz. Aydın, Erdoğan, Fâtih ve Fetih, Mitler ve Gerçekler, 6. Bölümdeki basit iddialar.
    Hemen hemen bütün kaynaklar burada zikredilebilir. Ancak uzatmamak için bu kadarı yeterli..
     
Yükleniyor...