Mukaddes Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm Allah Kelâmıdır

'Dini Bilgiler' forumunda By RiZeLi tarafından 26 May 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mukaddes Kitabımız Kurân-ı Kerîm Allah Kelâmıdır





    Kurân-ı Kerîmde eksiklik ve fazlalık yoktur. Vahyedildiği hâli ile korunmuştur. Allahu Teâlâ onu, Resûlü Muhammede (sas.) Cebrail (as.) vasıtasıyla Arapça olarak indirmiş ve Resûlünü de bütün âlemlere rahmet olarak göndermiştir. Onun indirilmesiyle bütün dinlerin hükmü ortadan kalkmış, böylece Kurân-ı Kerîm, akıl sahiplerinin kıyâmete kadar uyması gereken tek kitabı olmuştur. O, İslâm hukukunun ilk ve değişmez kaynağıdır. Kurân-ı Kerîmin hükümleri, insanların Allaha ve birbirlerine karşı görevlerini bildiren ilâhî kanunlardır.
    Kurân-ı Kerîm, bütün insanları, inkârcılığın ve sapıklığın her türlüsünü bırakıp bir tek Allaha inanmaya ve Ona teslim olup kulluk etmeye davet eder. Açık delillerle Allahın varlığını ve birliğini ortaya koyar. Ancak düşünmesi sayesinde bir değer kazanan insanı, hem kendisi hem de kendisini kuşatan engin kâinat hakkında düşünmeye, nihayet hepsinin asıl yaratanı olan O yüce Allaha imana çağırır.
    Kurân-ı Kerîm, her seviyedeki insana o özelliği ile hitap eden ilâhî bir kitaptır. Beşerî sistemler birbirini yıkarken, ilâhî kaynaklı ve zaman üstü erişilmez sistem, dünya ve âhiret hayatında bütün insanların saadete erişmesi için devam edecek; ona gerçekten tutunanlar kurtulacak, bütün kötülüklerden arınacaktır.

    Kurân-ı Kerîm insanı değerlendirirken, onu, aile, cemiyet, ahlâk, sosyal hayat ve bütün bir kültür ortamı içinde ele alır. Aynı zamanda insan hayatına tesir eden maddî ve mânevî âmillere de gerekli önemi verir.

    İslâm dîni, bütün hayat gücünü Kurandan alır. Bu itibarla müslümanlar, hem inanç ve düşünce hayatlarında hem de beşerî ve ahlâkî münasebetlerinde takip etmeleri gereken yolu Kurandan öğrenirler. Çünkü Kuran hem ferdî hem de sosyal hayatın gerekli prensiplerini ihtiva eder.
    Yüce Allah “(Resûlüm!) Kendilerine okunan (bu) Kitabı, sana bizim indirmemiz onlara yetmiyor mu? Hiç şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (büyük) bir rahmet ve (kulluğunu yerine getirmede) bir öğüt/bir hatırlatma vardır. (29/51) buyurarak; Kuranın insanlara her hususta kâfî geleceğini, ilminde, kudretinde, hüküm ve hikmetinde ve her hususta tek galip olduğunu bildirmektedir. Bunun içindir ki “Onlar Kuran(ın söyledikleri) üzerinde düşünmezler mi? Yoksa kalpleri(nin) üzerinde kilitler mi var? buyurur (47/24).

    Şüphesiz bu prensiplere göre hareket etmek de ancak, Kuranın manasını iyice anlamak ve onun üzerinde düşünmekle olur. Kuranı sadece evlerde ve mezarlarda okumak, süslü kılıflarla duvarlara asmak insanları sorumluluktan kurtarmaz. Çünkü Kuranda “(Kuran) mübarek bir kitaptır ki onu sana, âyetlerini iyiden iyiye düşünsünler ve aklı olanlar öğüt (ve ibret) alsınlar diye indirdik. (38/29) buyurulmaktadır. Ayrıca Kuranın pek çok âyetinde onun okunup anlaşılması emredilmektedir. Öte yandan pek çok hadîs-i şerîfte güçlükle de olsa Kuranın okunup ezberlenmesi teşvik edilmiştir. Kuranın müminin hayatındaki önemi dolayısıyladır ki Arapça bilmeyenler de, güvenilir meallerden Kuranın mealini mutlaka okumalıdır, denilmiştir.

    kaynak:iskenderpaşa
     
Yükleniyor...