Neyzen Tevfik Hayatı ve Eğitim Hayatı Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 19 Nis 2012 tarihinde açılan konu


  1. Neyzen Tevfik


    Doğum 24 Mart 1879/ Muğla
    Ölümü 28 Ocak 1953/ İstanbul
    Meslek Neyzen, şair, yazar
    Tevfik Kolaylı ya da yaygın adıyla anılan Neyzen Tevfik; Türk neyzen, hiciv ustası ve şair. 24 Mart 1879'da Muğla'da doğmuştur. Muhalif kimliğiyle tanınır. Cumhuriyet devrimlerine karşı gelenlere karşı hicvini kullanmış; haksızlığa, yolsuzluğa ve yozlaşmışlığa karşı şiirler yazmıştır. Birçok defa tutuklanmış, ama kısa süre sonra serbest bırakılmıştır. Şiddetli derecede alkol kullanan Tevfik , düzenli bir gelir tutturamamış ve ömrü de sağlık sorunlarıyla geçmiştir.

    AİLE, EĞİTİM VE ÇALIŞMA HAYATI
    Asıl adı Tevfik Kolaylı olan Neyzen Tevfik 24 Mart 1879’da Muğla’nın Bodrum ilçesinde dünyaya gelmiştir. Babası Hasan Fehmi Bey aslen Samsun'un Bafra ilçesine bağlı Kolay beldesindendir; Soyadı Kanunu çıkınca memleketinin ismini soyadı olarak almıştır.
    Hasan Fehmi Bey, Bodrum Rüştiyesi’nde öğretmenlik yapmaktadır. Aydın düşünceli, kültürlü, müzikten anlayan, sanatsever ve nükteci bir insandır.

    HAYATI VE GENÇLİK YILLARI

    Neyzen Tevfik’in şiire olan ilgisi Bodrum’daki çocukluk yıllarına rastlar. Dönemin gezgin saz şairlerinden dinlediği “Leyla ile Mecnun”, “Tahir ile Zühre”, “Arzu ile Kamber”, “Ferhat ile Şirin” gibi halk hikâyeleri Neyzen’in şiire ilgi duymasını sağlamıştır.1892’de, babasının Urla Rüştiyesi’ne atanması üzerine ailesiyle birlikte Urla’ya gider. Bir yıl sonra usta bir neyzen olan Berber Kâzım’la tanışır ve ondan ney dersleri almaya başlar. 1893’te, ilk sara nöbetini geçirir. Aile büyükleri, bunu ney’in etkileyici sesine bağlayarak onu bu tutkusundan vazgeçirmeye çalışırlar, bu arada okulu bırakmak zorunda kalır. Annesiyle İstanbul’a gider ve altı ay sonunda Pepo adlı bir doktor hastalığını kontrol altına almayı başarır. Babası, bir yıl sonra, Tevfik biraz düzelince, son bir umutla yatılı olarak “İzmir İdadisi”ne verir. Ancak sara nöbetleri yeniden başlar ve okulu bırakır. Neyzen Tevfik, ney’ini koltu ğunun altına sıkıştırdığı gibi İzmir Mevlevihanesi’nin yolunu tutar. Neyzen Tevfik burada Tokadizade Şekip, Tevfik Nevzat, Ruhi Baba ve Şair Eşref gibi pek çok ünlü isimle tanışır. İlk şiiri bu günlerde, 13 Mart 1893’de Muktebes dergisinde yayımlanır.

    EĞİTİM VE ÇALIŞMA HAYATI

    1898’de babası, Neyzen Tevfik’i İstanbul’daki Fethiye Medresesi’ne yerleştirir; ama Neyzen Tevfik zamanını daha çok Galata ve Yenikapı mevlevihanelerinde geçirir. Bu arada tanıştığı Mehmet Akif Ersoy, onun dönemin seçkin müzisyen ve edebiyatçılarıyla tanışmasını sağlar. 1901 yılında, Fethiye Medresesi’nden ayrılır. Önce Fatih’teki Şekerci Hanı, sonra da Çukurçeşme’deki Ali Bey Hanı’na yerleşir. Bu arada babasını tanıyan ve daha sonra şeyhülislam da olan Musa Kâzım Efendi onu derslerine kabul eder.
    Neyzen Tevfik; Musa Kâzım Efendi, Ahmet Mithat Efendi, Muallim Naci, Şair Şeyh Vasfi gibi edebiyatçılarla tanışır. Mehmet Akif’le dostluğu sürmektedir, Neyzen, Akif’e ney; Âkif ise Neyzen’e Arapça, Farsça ve Fransızca öğretir. 1900 yılında, Gülistan Plak’ın sahibi Hafız Âşir Bey’le bir plak doldurma girişiminde bulunur. Neyzen sarhoş olduğu için güçlükle doldurulan plaklar yine de basılıp piyasaya verilmiştir. 1949’da yayımlanan Azâb- ı Mııkaddes'e yazdığı önsözde belirttiğine göre, Neyzen “yüze yakın plak” doldurmuştur. Dönemin önde gelen ailelerince, köşk, yalı ve konaklara çağrılan, dahası saray çevresine bile sokulan bir neyzendir artık. Öte yandan Sultan II. Abdulhamid Han yönetimine karşı çıkan gençlerle Sirkeci’deki İstasyon Gazinosu ve Güneş Kıraathanesi’nde bir araya gelir; konuşmalar yaparlardı. Bu sebepten Neyzen gözaltına alınır ve sorgulamadan geçirilir. On beş gün sonra da salınır. Mimlendiğini düşünen ve arkadaşlarına zarar vermekten endişe duyan Neyzen Tevfik, arkadaşlarından uzak durur. Kendini Beyoğlu meyhanelerine atar. Daha sonraları o da yurtdışına gitmeye karar verir. Ocak 1902’de Mesajeri vapuru ile Mısır’a doğru yola çıkar. En yakın arkadaşlarından Şair Eşref de oradadır. Mısır’da bir arkadaşıyla Neyzenler Kahvehanesi açıp işletir. Özbekiye Saz Bahçesi’nde çalarken plak doldurur. Feride adlı Lübnanlı bir kadınla iki ay birlikte yaşar. Sultan II. Abdülhamid Han için yazdığı hicvini İstanbul Kıraathanesi’nde okuyunca tutuklanmak istenir. Çevrenin yardımıyla kurtulur, “Türk Aydınlarının Mısır Hidivi Hakkındaki Düşünceleridir” başlığıyla gazetelerde yayımlanan yazı nedeniyle hakkında tutuklama kararı verilir. Kurtulmak için “Kaygusuz Sultan” adlı bektaşi tekkesine sığınır.



    MISIR YILLARI VE YURDA DÖNÜŞ
    Öte yandan Sultan II. Abdulhamid Han yönetimine karşı çıkan gençlerle Sirkeci’deki İstasyon Gazinosu ve Güneş Kıraathanesi’nde bir araya gelir; konuşmalar yaparlardı. Bu sebepten Neyzen gözaltına alınır ve sorgulamadan geçirilir. On beş gün sonra da salınır. Mimlendiğini düşünen ve arkadaşlarına zarar vermekten endişe duyan Neyzen Tevfik, arkadaşlarından uzak durur. Kendini Beyoğlu meyhanelerine atar. Daha sonraları o da yurtdışına gitmeye karar verir. Ocak 1902’de Mesajeri vapuru ile Mısır’a doğru yola çıkar. En yakın arkadaşlarından Şair Eşref de oradadır. Mısır’da bir arkadaşıyla Neyzenler Kahvehanesi açıp işletir. Özbekiye Saz Bahçesi’nde çalarken plak doldurur. Feride adlı Lübnanlı bir kadınla iki ay birlikte yaşar. Sultan II. Abdülhamid Han için yazdığı hicvini İstanbul Kıraathanesi’nde okuyunca tutuklanmak istenir. Çevrenin yardımıyla kurtulur, “Türk Aydınlarının Mısır Hidivi Hakkındaki Düşünceleridir” başlığıyla gazetelerde yayımlanan yazı nedeniyle hakkında tutuklama kararı verilir. Kurtulmak için “Kaygusuz Sultan” adlı bektaşi tekkesine sığınır.

    YURDA GERİ DÖNÜŞ

    II. Meşrutiyet’in ilanıyla Mısır’dan ayrılıp İzmir’e döner. Ardından da İstanbul yolunu tutar. Çemberlitaş’ta bir han odasına yerleşir. Ferah Tiyatrosu’nda sergilenen “Sabah-ı Hürriyet” adlı oyunun İttihat ve Terakki tarafından yasaklanması üzerine yaptığı konuşma tutuklanmasına neden olur, ancak kısa bir süre sonra serbest bırakılır.
    Neyzen Tevfik 1910 yılında Cemile Hanım’la, kardeşinin ve babasının karşı çıkmasına karşın, annesinin ısrarıyla evlenir. Bir kızı olur. Ancak yürümeyen evliliği, kızı Leman henüz üç aylıkken kayınbabasın eşini alıp götürmesiyle son bulur. Birinci Dünya Savaşı yıllarında, Askeri Müze’nin kurucusu Muhtar Paşa’nm emrinde mehterbaşı olarak askerlik yapar. Düzenle başı hoş olmayan Neyzen Tevfik’in askerliği de kendincedir. Muhtar Paşa’yla kavga edip çıkar gider. İstanbul Merkez Komutanı Albay Cevat Bey, sık sık yinelenen bu kavgalarda araya girer ve Muhtar Paşa ile Neyzen’i barıştırır. 1919 yılında, ilk kitabı Hiç yayımlanır. 1923’te Ankara’ya gider ve kardeşi Şefik Kolaylı’nın yanında dört beş ay kalır. Kurtuluş Savaşı’nı ve Mustafa Kemal’i öven şiirler yazar. Cumhuriyet devrimlerine bağlı, onları savunan bir şairdir artık. Geçmişe, geçmişin kalıntılarına karşı acımasız bir savaşa girişir. 1924 yılında, arkadaşı Hasan Sait Çelebi’nin yardımlarıyla, yazdıklarını Azâb-ı Mukaddes başlığı altında fasiküller halinde yayımlamaya kalkışır. Fakat sadece iki fasikül yayımlanır. 1926 yılında Atatürk’le tanışır. 1927 yılında sara nöbetleri ve alkol yüzünden artık sık sık gideceği Toptaşı Tımarhanesi ve Zeynep Kâmil Hastanesi’nde tedavi görmeye başlar. 1928 yılında Dresden Opera Müdürü Kurt Schtringler ile tanışır. Ney çalışına hayran kalan opera müdürü, Neyzen Tevfik’i yücelten sözler söyler. Aynı yıl, eski dostu Mehmet Akif’i görmek için tekrar Mısır’a gider. Bir yıla yakın Akif’in yanında kalır. 30’lu yıllarda, ekonomik destek olsun diye vali ve Belediye Reisi Muhiddin Üstündağ’ın girişimiyle konservatuvarda görevlendirilir. 40’lı yıllarda hem doktoru hem dostu olan Mazhar Osman ve Rahmi Duman’ın aracılığı ve valiliğin onayıyla Bakırköy Akıl Hastahanesi’nin 21 nolu koğuşu ona ayrılır. İstediği zaman gelir, yatar, dinlenir. 9 Mart 1946’da basın yararına düzenlenen bir konserde çalar. Yaptığı taksimlerle izleyicileri büyüler. Konser öncesi neyini merak edenler, konser sonrası onu dinlemenin bir şans olduğunu dile getirirler.

    SON YILLARI VE ÖLÜMÜ

    1949 yılında, dostlarından İhsan Ada, Neyzen Tevfik’in eserlerini onun gözetimi Azâb-ı Mukaddes adıyla kitaplaştırır. 1951 yılında Onu Affettim adlı bir filmde önemli bir rolde gözükür. Ağlayan Şarkı adlı bir başka filde ise Suzan Yakar’la oynar. 1952 yılında, arkadaşlarının ısrarı ile Şehir Komedi Tiyatrosu’nda jübilesi yapılır. Neyzen Tevfik’in yaşamı 28 Ocak 1953’te son bulur. Cenaze namazı Beşiktaş’ta Sinan Paşa Camisi’nde kılınır. Cenaze namazına toplumun her kesiminden çok sayıda insan katılır.