Osman Gazi Hayatı ve Padişahlık Dönemi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 9 Nis 2012 tarihinde açılan konu

  1. Osman Gazi

    Doğum 1258-Söğüt
    Ölüm 1 Ağustos 1326-Bursa
    Sonra gelen Orhan Gazi
    Osman Gazi Türk padişah, Osmanlı Devleti’nin ve hanedanlığının kurucusudur.

    HAYATI
    İlk Osmanlı kaynaklarına göre Anadolu’ya gelen bir Türkmen boyuna mensup olup Söğüt bölgesine yerleşen Ertuğrul Gazi’nin oğludur. Osman Gazi’nin gençliğinin geçtiği Eskişehir ve çevresinde yerleşik hayatın oldukça gelişmiş olduğu bilinmektedir. Osman’ın ve babası Ertuğrul’un hangi boya mensup oldukları tartışma konusudur. Kesin olarak bilinmemekle birlikte Kayı boyu’na mensup oldukları düşünülmektedir. Soy kütüğü ise Oğuz’dur.

    GENÇLİK YILLARI
    Başlangıçtan beri uç beylerinin fetih politikasına iki prensip yön vermiştir: Gazâ ve istimâlet. Dinî ideoloji olarak kutsal savaş İslâmî gazâ, Hıristiyan ülkelerine karşı örgütlenmiş askerî uç bölgelerinde ilk aşamada aralıksız akınlar, daha sonra fetih ve yerleşme ve sonunda uç gazi beyliklerinin kuruluşu şeklinde bir gelişme göstermiştir. Gazâ, sanıldığı gibi kontrol altına alınan bölgelerde halkı İslâmlaştırma amacına yönelik değildi. Gazâ dârülislâmın egemenlik alanını genişletmeyi amaçlar. Kontrol altına alınmış bölgede yaşayan gayri müslimler İslâm şeriatının tesbit ettiği kurallar altında bir statüye sahip olur ve bu kurallara saygı bey ve her müslüman için dinî bir ödev kabul edilirdi. Osmanlı uç gazi beyleri bu kurallar hakkında din âlimlerine danışır ve uygulamada onlara uyum sağlamaya çalışırlardı. Fıkıh okumuş Edebâli ve Dursun Fakih Osman’ın danışmanları idi.

    Başlangıçta alpler Osman Gazi ile birer yoldaş olarak seferler yapmaktaydı. Öyle anlaşılıyor ki Osman Gazi önemli başarılar kazanıp sivrilince uçlarda alpler onun kumandası altına girmiştir. Osman’ın seferlerinde alpler “yarar yoldaş” ve “nöker”leri idi. Osman, Eskişehir’den Bilecik ve Yenişehir’e kadar geniş bir ülke sahibi olduğunda (698/1299) İnönü’yü oğlu Orhan Bey’e, Yarhisar’ı Hasan Alp’e İnegöl’ü Turgut Alp’e vermiştir. Bu alp ve nökerlerin çocuk ve torunları sonraları devlet idaresinde önemli makamlara gelecekler ve bir çeşit Osmanlı aristokrasisi oluşturacaklardır.

    Öte yandan nöker denilen askerî grup da Osman’ın etrafındaki gücü belirlemektedir. Osman Gazi’de şüphesiz başlangıçta bu alplerden biriydi. Onu ötekiler arasında seçkin duruma getiren özellik, rivayete göre bir Vefâî-Babaî tarikat halifesi olarak uca gelen Edebâli’nin yakınlık ve mânevî desteği olmuştur. Osman Gazi’nin hayatında başarısı seferlerde alpleri ve nökerleri bayrağı altında toplayabilmesidir. Osman Gazi döneminde nökerlik / yoldaşlık egemen bir kurum olarak görünmektedir. 703’te (1304) Osman’ın Sakarya seferinde Lefke (Osmaneli) ve Çadırlı tekfurları kendisine itaat ettiler ve Osman Gazi’ye has nöker oldular.

    Uç toplumunda Osman Gazi’nin mânevî destekleyicisi hukukî ve içtimaî hayatı örgütleyici olarak ahîler ve fakihlerdir. Osman bir bölgeyi ele geçirdikten sonra burayı nasıl örgütleyeceğini ve dinî kuralları fakihlerden sormaktadır. Fakihler İslâm hukukunu, Sünnî akaidini ve İslâm kurumlarını bilen insanlar olarak gazi önderi yönlendirici bilgiler sağlar, daha aşağı düzeyde şehir ve köylerde imâmet hizmeti görürlerdi.

    İLK AKINLAR
    Bu dönem, Osman’ın Sultanöyüğü ucunda yerli tekfurlara karşı önemli gazâ hareketlerine giriştiği ve bir Moğol müdahalesinden çekinmediği yıllara rastlamaktadır. 1299 yılının Osmanlı rivayetinde Osman’ın Bilecik fethi ve bağımsızlık yılı olarak kaydedilmiştir. Kulaca akınından iki yıl sonra ise Osman Gazi bölgenin II. büyük tekfuru Karacahisar tekfurundan hisarı almış, beylik merkezi yapmıştır. Rivayete göre bu önemli fetih sonucu uçta sancak beyliğine erişmiştir. Osman, Karacahisar fethiyle bütün bölgeye hâkim olmuş, fiilen bu kesimdeki Selçuklu-İlhanlı nâibleri yerine geçmiş görünmektedir. Osman Gazi, Karacahisar’da kendi adına hutbe okutmuş, bağımsız beylik iddiasında bulunmuştur.

    SINIRLARI GENİŞLETMEK
    Osman Bey’in bundan sonraki ana hedefi Sakarya nehrinin doğusundaki bölgeleri almak olmuştur. 1286 yılında Domaniç belini aştıkları yerde büyük bir savaşa tutuşmuşlardır. Bu savaş Osman Gazi’nin gerçek anlamda ilk savaşı kabul edilmektedir.

    Osman Gazi 687-699 (1288-1299) Karacahisar’dan Bilecik-Yenişehir’e kadar egemenliği ve kontrolü altına alarak birçok şehir ve kaleye hükmeden bir bey durumuna gelmiştir. 1288-1299 döneminde Osman Bey, Selçuklu sultanına haraç ödeyen yerel tekfurları ortadan kaldırarak, daha sonra doğrudan doğruya Bitinya’da Bizans imparatorluk topraklarına karşı gazâ faaliyetine başlamıştır. 1299’a doğru Dündar Osman’ın kethüdâsı idi. Bu yılda Osman’ın fetih politikasında kökten bir değişiklik olmuştur. 1299’da Osman ile amcası arasında beyliğin bundan sonraki politikası üzerinde görüş ayrılığı belirmiştir. Dündar, Bilecik tekfuruna ve Rum halkına karşı iyi geçinme politikasının sürdürülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Osman bu sözü kendisinin savaş ve egemenlik hakkını engelleme olarak anlamış ve okla Dündar’ı vurup öldürmüştür.

    1299 yılına doğru Osman, savaş alanını Karacahisar-Söğüt bölgesinden batıda ileride Bilecik-Yenişehir bölgesine taşımıştır. Doğrudan Bizans sınırları ötesinde Bitinya topraklarına akına başlayan Osman, Yenişehir’den zaman zaman İznik’e kadar inmiştir.

    Osman Gazi, Bizans topraklarına karşı akın merkezi olarak Yenişehir’de yerleşip ailesini Bilecik’te bıraktıktan sonra bütün faaliyetini İznik’e yöneltmiştir. İlk akınlardan sonra gelip İznik’i kuşatmıştır. Yalnız başarılı olamamıştır, İznik Orhan Gazi tarafından 1331’de teslim alınacaktır. Bu İznik çatışması yani Bapheus savaşı Osman’a hânedan kurucusu bir bey ünü kazandırmış, kendisinden sonra oğlu Orhan rakipsiz beylik tahtına geçmiştir. Böylece 27 Temmuz 1302 tarihi Osmanlı hânedanının, dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihi olarak kabul edilebilir.

    SON YILLAR
    Osman Gazi, oğlu Orhan’ı kendi sağlığında deneyimli kumandanlar Akça Koca, Konuralp, Köse Mihal ile seferlere gönderip onu beylik için hazırlamıştır. Hasta olan Osman son yıllarında beyliği fiilen oğlu Orhan’a bırakmıştır. Osmanlı rivayeti erken bir tarihten, 1305’ten sonra Osman’ın herhangi bir faaliyetinden söz etmemektedir.

    Osman Bey’in ayağında “nikris zahmeti” bulunduğu için işleri Orhan’a bıraktığından kendisinin yaşlanıp “mütekaid” olduğu bilinmektedir. Osman Gazi 724’te (1324) hayatını kaybetmiştir. Osmanlı rivayetine göre vefatında hicrî yıl hesabıyla 69 yaşındaydı ve 27 yıl hükümdarlık yapmıştı.

    Bu kayda göre doğumu 1257 olmalıdır.

    Yine Osmanlı rivayetine göre vefatında Orhan Bey Bursa’yı kuşatmakla meşguldür. Osman’ı vasiyeti gereği hisarda Tophane’de “Manastırda kubbenin altında” defnetmişlerdir.Gümüşlükubbe denilen manastır 1271 (1855) depreminde yıkılınca 1280’de (1863) şimdiki sade türbe Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmıştır. Osman’ın Orhan’a vasiyeti olarak daima şeriat hükümlerine riayet, emrindekileri gözetme ve ihsanda bulunma maddeleri zikredilmektedir.
     
Yükleniyor...