Süleyman Nazif Edebi Hayatı ve Çalışma Hayatı Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda Belinay tarafından 14 Mar 2012 tarihinde açılan konu


  1. Süleyman Nazif


    Doğum 29 Ocak 1870/Diyarbakır
    Ölümü 4 Ocak 1927/İstanbul
    Meslek Şair, yazar, devlet adamı
    Süleyman Nazif, şair, yazar devlet adamıdır.1870 yılında Diyarbakır'da dünyaya geldi. Babası, şair ve tarihçi Said Paşa, annesi bir aşiret liderinin kızı olan Ayşe Hanım'dır. Şair Faik Ali Ozansoy'un ağabeyidir. Dönemin yönetimine muhalif duruşuyla bilinir.Yüksek edebi karakterinin yanında hazırcevaplığıyla da tanınır. Bunun yanında nükteci yönü de oldukça kuvvetlidir.Zaturre rahatsızlığı nedeniyle 1927 yılında vefat etti.

    HAYATI
    EĞİTİM HAYATI

    Babasının görevi nedeniyle Harput ve Maraş’ta bulunduktan sonra Diyarbakır’da rüştiye öğrenimi gördü. Tahsiline 1874’te henüz dört yaşındayken Maraş’ta başlayan Süleyman Nazif, 1879'da Mardin'deki babasının yanına gitti ve öğrenimine orada devam etti. Farsça'yı babasından, Arapça'yı Muş müftüsü Emin Efendi'den, Fransızca'yı da Aleksander Gregoryan adlı bir Ermeni'den öğrendi.


    ÇALIŞMA HAYATI

    1892’de babasını kaybettikten sonra Sırrı Paşa’nın valiliği sırasında Diyarbakır Valiliğinde Meclis-i Vilayet kâtipliği yaptı; 1895 tarihli Diyarbakır Vilayet Salnamesi’ni hazırladı. Bir yandan da Diyarbakır Gazetesi’nde başyazarlık yaptı, vilayet matbaasını yönetti.1896'da Diyarbakır'a Ermeni meselesini araştırmak için gelen Abdullah Paşa'nın takdirini kazandı ve Abdullah Paşa ile Musul'a gitti. Yedi ay sonra tekrar Diyarbakır’a döndü; görevlerinden istifa ederek İstanbul'a gitti. Sultan II. Abdulhamid Han yönetimine karşı mücadele edebilmek için 1897'de Paris'e kaçtı.

    EDEBİ HAYATI

    Sekiz ay kaldığı Paris’te Ahmet Rıza Bey'in çıkardığı Meşveret gazetesinde istibdat aleyhine yazılar yazdı ; “Malum-u İ'lam” isimli risale ile “Namık Kemal” adlı risalesini “Abdullah Tahir” takma adıyla bastırdı.Yurda dönüşünden sonra Sultan II. Abdülhamid Han tarafından vilayet mektupçusu sıfatıyla Bursa'da ikamete memur edildi; 1908’e kadar Bursa’da kaldı. 1908 yılında İstanbul'a dönüp gazetecilik yapmaya başladı. Bir ara Ebuzziya Tevfik ile, yeni Tasvir-i Efkar Gazetesi'ni çıkardı. Ancak gazete tutunamayıp kısa sürede kapandı. Fakat bu Nazif'in yazar olarak tanınmasına yaradı. Süleyman Nazif, bundan sonra bir süre çeşitli valiliklerde bulunmuşsa da, bunları hakkıyla başaramadığı için idari hizmetleri tamamen bırakıp yazarlıkta karar kılmıştır. Yazılarında ise zaman zaman sert çıkışlar dikkati çekiyordu. Bu dönemde Mısır'da İmzasız Risaleler'i yayınlanmış ve Servet-i Fünun dergisine de dedesinin ismi olan İbrahim Cehdî müstearı ile yazılar göndermişti. 1906'da ilk şiir kitabı “Gizli Figanlar”’ı imzasız olarak Mısır’da bastırdı. Ardından El Cezire Mektupları adlı eseri yayımlandı.

    Süleyman Nazif, nazım kadar nesirde de faaliyet göstermiştir. Fakat nesir dalında ancak 1908'lerden sonra kendini göstermiştir. Küçük yaşından itibaren Namık Kemal'in etkisinde kalmıştır. İlk şiirlerinde ferdi duygulanışların yanında sosyal davalarla da ilgilendiği görülmekteydi. Servet-i fünuna bağlı olduğu zamanlar, onların görüşü olan “sanat sanat içindir” formülüne uyarak yazdığı şiirlerinde; hüzünlü duygular, mat bir aydınlıktaki hayaller işlendi. 1908'den sonra kullandığı nesir; dil ve üslupça Servet-i Fünun’dan gelen özelliklerin devam ettirilmesi ve geliştirilmesiyle vücuda gelmiştir. Nesrinde fikir ve bilgi kuvvetiyle iradenin mantıki bir düzen içinde seyrini görmek mümkündür. Ancak fikirlerinin kökleri daima hisleri ve heyecanlarıdır. Fikirleri, zamanla ve içinde bulunduğu ruh durumuna göre şekil aldığından, yazılarında, birbirine zıt fikirlere rastlanır. Nesirlerinde inandırma kabiliyetinin olmasına rağmen tenkitlerinde sık sık hislerinin tesirinde kalmış ve taraflı davranışları görülmüştür.
     
Yükleniyor...