Ülkemizde Heyelan

'Güncel Bilgiler' forumunda Violet tarafından 6 Nis 2011 tarihinde açılan konu

  1. Ülkemizde Heyelan,


    HEYELAN

    Kayalardan, döküntü örtüsünden veya topraktan oluşmuş kütlelerin, çekimin etkisi altında yerlerinden koparak yer değiştirmesine Heyelan denir. Bazı heyelanlar büyük bir hızla gerçekleştikleri halde bazı heyelanlar daha yavaş gerçekleşirler. Heyelanlar yer yüzünde çok sık meydana gelen ve çok yaygın bir kütle hareketi çeşididir ve aşınmada önemli rol oynarlar. Büyük heyelanlar aynı zamanda topografyada derin izler bırakırlar.



    HEYELAN SINIFLANDIRILMASI

    Çoğunlukla kayma şeklinde olan heyelanlar, bazen de düşme, kayma ve akma hareketleri ile bunların birkaçının birleşimi olarak karışık biçimde olmaktadır. Bu nedenle heyelanları farklı adlar altında ve farklı tiplere ayırarak sınıflandırmak oldukça zordur. Ancak heyelanlar daha etkin olan hareketin tipine göre genel olarak, aşağıdaki şekilde adlandırılmaktadırlar
    a. Düşmeler: Düşmeler, gevşeme veya parçalanma yoluyla, ana kütleden ve zeminden ayrılan bölümlerin ani hereketi olarak tanımlanabilir. Ancak kaya parçaları ile, zemini oluşturan malzemelerin (toprak ve diğer döküntüleri) eğim doğrultusunda hareketi şeklinde görülen bu hareket kaymalardan farklı olarak serbest düşme şeklindedir. Düşme hareketi doğal ve beşeri nedenlere dayanmaktadır.
    b. Kaymalar Bir yada birkaç yüzey boyunca, kayma direncinin azalmasıyla oluşan heyelanlardır. Doğal olarak kayma sırasında, hareket eden malzemeler birbirleriyle etkileşim halindedirler. Bunun için bu kütleler, belirli ölçüde esas özelliklerine bağlı kalarak bozulmakta, parçalanmakta ve son aşamada akmalara dönüşmektedir.
    Dönel Kaymalar:
    Kayan malzemenin özelliğinde çok az bir değişmenin olduğu, yada değişmenin hiç görülmediği heyelanlardır. Bunlar en sık görülen heyelan tipidir. Kopma yüzeyleri bir kaşığa benzemektedir. Daha çok yamaç (şev) göçmesi şeklindedir. Kayma sonucunda, hareket eden kütlenin üst kısımları çökerken, alt kısımları yığılma nedeniyle kabarır. Bunun sonucunda üst yüzeylerin geriye doğru olması veya topografik düzensizlik nedeniyle de kaymanın görüldüğü üst kısımlarda yüzey sularının birikmesine bağlı küçük heyelan gölleri oluşabilir. Yamaçların alt kısımlarının akarsular, dağlar veya beşeri etkinlikler sonucu oyulması, göçme şeklindeki bu heyelanların esas nedenidir. Dönel kaymalar daha çok ana kaya ile, ince, kaba yüzey malzemelerinin blok halinde kayması şeklinde görülmektedir. Çoğu zaman dönel kaymanın görüldüğü yerlerde, yamaç topuğundaki malzeme çok ufalandığından, bir toprak veya döküntü akmasına benzer bir görünüm ortaya çıkabilmektedir. Bu oluşum daha çok dolgu yamaçlarda görülmektedir
    c. Akmalar:
    Daha çok yamaç döküntüsü, ayrışmış malzemeler, kumlar ve sıkışmamış yüzey formasyonları gibi, gevşek malzemenin ıslak yada kuru zemin üzerindeki yer değiştirmesi, akma hareketi olarak tanımlanmaktadır. Bu tür hareketin esas nedeni; boşluk suyu basıncının doğmasına neden olan ve kayma direncini azaltan sudur. Nitekim akmalar genellikle kuvvetli sağanaklarsırasında veya sonrasında, ortaya çıkmaktadır. Kaynak suları, donmuş zeminlerin ani çözülmesi gibi, diğer bazı etkenler de, yamaç malzemelerinin harekete geçmesine yani bu tip heyelanlara neden olabilmektedir

    Zemin Akmaları:
    Genel olarak, içinde belli miktarda su bulunduran, kaba ve ince yüzey malzemeleri az eğimli yamaçlarda kayma, çok eğimli yamaçlarda ise akma hareketi göstermektedir. Bu hareketlere toprak sünmesi de denilmektedir. Zemin akmaları genellikle döküntü ve toprak akmaları olarak iki başlık altında incelenmektedir
    Döküntü Akmaları:
    Hareket eden malzeme yamacın yukarı kısımlarında iri, aşağı
    kısımlarında ise daha küçük parçalara ayrılmış durumdadır ve hareket aşağı kısımlarda, yukarı kısımlardakine göre daha yavaştır. Döküntü akmaları şeklindeki heyelanlar, genellikle şiddetli yağışlara veya donmuş zeminin ani çözülmesine bağlı olarak, üzerindeki bitki örtüsünün çeşitli nedenlerle yok olduğu, ama, toprak tabakasının kalın olduğu yamaçlarda görülür. Daha çok çamur akıntıları şeklinde görülen bazı yayınlarda; döküntü akıntılarının tamamı çamur akıntıları olarak adlandırılır, bu heyelanlar çok önemli ekolojik ve çevresel sorunlara neden olmaktadır.
    Toprak Akmaları:
    Çoğunlukla plastik yada çok ince taneli organik malzemelere bağlı olarak oluşur. Yamacın doğal dengesinin, suyla doygunluk ve boşluk suyu basıncının artması sonucu bozulmasıyla ortaya çıkan bu hareketin hızı, yamacın üst kısımlarından aşağı kısımlarına doğru azalmaktadır (Lös akması, kil akması, kum akması vb. ). .
    ç. Solüflüksiyon: Soğuk mevsimde donan, sıcak mevsimde çözülen yüzeysel zemin katmanlarının, çok eğimli olmayan geçirimsiz özellikteki kayalardan oluşan ve yamaçlar üzerinde görülen yüzey üzerindeki hareketidir
    . d. Kaya düşmesi: Dağlık alanlarda, dik yamaçlardan kopan iri blokların ve büyük kaya parçalarının, koptukları yerden aşağılara doğru düşmesidir. Genellikle korniş şekilde olan ve altında daha yumuşak dolgular bulunan tabakalarda görülür. Altında gevşek tüfler bulunan bazalt akıntıları
    veya killi bir tabaka üzerinde bulunan kalker tabakalarının oluşturduğu kornişler, kaya düşmesi olayının sık görüldüğü yerlerdir. Bunlar özelikle ilkbahar aylarındaki şiddetli donma-çözülme ve güneşlenmenin etkisiyle büyüyerek kayaların parçalanmasına ve yamaç aşağı düşmesine neden olurlar.
    :
    e.ÇamurAkıntıları: Su ile doygun hale gelmiş yüzey malzemelerinin, oldukça hızlı bir biçimde eğim doğrultusunda vadileri izleyerek aşağılara doğru akmasıdır. Kurak ve yarı kurak bölgelerde görülen akıntıdır. Akıntılar çamur şeklindedir. Ancak oluşum nedenlerine göre bunların içinde birkaç ton ağırlığında olan kaya parçaları da bulunabilmektedir. Yamaçların dik olması, ıslanınca kayganlaşan formasyonların (özellikle killi) bulunması, sağanak şeklindeki şiddetli yağışlar ve bitki örtüsünün zayıf olması, çamur akıntılarının oluşması ve şiddeti üzerinde doğrudan etkili olan faktörlerdir
    f. Karmaşık heyelanlar: Doğal olarak, heyelanlar, klimatolojik-meteorolojik ve jeomorfolojik-jeolojik koşullar ve yamacın farklı malzemelerden oluşması nedeniyle hareket sürecinde birden fazla türde görülmektedir. Yani düşme kayma veya akma şeklinde olan heyelan, bir süre sonra aynı anda iki veya üç hareket şeklinde de görülebilmektedir. Böylece heyelanlar, çeşitli aşamalarda değişik hareket tipinde olabilmektedir. Heyelanların çoğu karmaşık türdendir. Zaten bir heyelanın tek ve kesin bir nedene bağlanması hemen hemen imkansızdır. Çünkü, bir çok neden, aynı anda devrededir. Karmaşık heyelanlar daha geniş bir alanı etkilediğinden, diğer heyelanlara göre çevreye daha büyük zararlar vermekte, ekolojik dengenin bozulmasına, büyük boyutta mal ve can kayıplarına neden olmaktadır.
    Bazı yayınlarda yukarıda kısaca bilgi verilen düşme, kayma, akma ve karmaşık heyelanlardan başka, yuvarlanma ve yanal yayılma tipi heyelanlardan da söz edilmektedir
    Yuvarlanma tipi hareketler, ana kaya yuvarlanması ile kaba ve ince malzemelerden oluşan toprak yuvarlanmaları şeklinde olmaktadır.

    Yanal yayılma heyelan tipinde ise, ana kaya yanal yönde hareket ettiği gibi kaba ve ince malzemelerden oluşan toprakta yanal yönde hareket etmektedir.

    HEYELANIN TÜRKİYE’DEKİ DURUMU

    Son yıllarda meydana gelen afetler göz önüne alındığında heyelanın depremden sonra ikinci sırada yer aldığı görülmektedir.Bu da heyelana karşı gösterilen hassasiyetin arttırılması gerektiğinin en önemli göstergesidir.

    Türkiye’de 2001 yılına kadar toplam 155 heyelan meydana gelmiştir. Zonguldak’ta 19, Giresun’da 13, Kastamonu’da 9, Bingöl’de de 9 kez heyelan oluşmuştur.

    Meydana gelen heyelanların büyük bir bölümü verilerden de anlaşılacağı gibi Karadeniz bölgesinde olmuştur. Son yıllarda Giresun ve Rize'de meydana gelen büyük çaplı heyelanlar bunun en büyük göstergesidir. Zonguldak başta olmak üzere Giresun, Kastamonu ve Bingöl illeri toprak kayması meydana gelen illerin başında yer alırlar. Son zamanlarda ise Rize, Giresun ve Trabzon illerinde özellikle yağışlar dolayısıyla çok sayıda heyelan oluşmuş, bununla beraber ölü ve yaralı sayısı artmıştır. Türkiye dünyanın kurak,yarı-kurak bölgesinde yer almaktadır. Bu nedenle büyük bir bölümünde yarı kurak iklim görülmektedir. Bu iklimin özelliği; çok yağışsız geçen bir dönemi bol yağışlı bir dönemin izlemesi, ani ve şiddetli yağışların ve ani sıcaklık değişikliklerinin görülmesidir. Bu durum toprak kaymasının oluşması için çok önemli bir etkendir. Yine uzun süreli ve bol yağışın görüldüğü nemli iklime sahip yörelerimiz de, heyelanın çok sık ve yaygın olarak görüldüğü yerlerdir. Ülkemizde heyelan olma ihtimalinin en fazla olduğu bölge Karadeniz bölgesidir. Özellikle orta ve doğu Karadeniz bölümünde çok sık ve etkili heyelan afeti yaşanmaktadır.

    Bunlardan birkaç tanesini örnek verirsek; 24 Haziran 1988 günü, Trabzon’u Gümüşhane’ye bağlayan kara yolunda, Maçka’ya bağlı Çatak Köyünde kuvvetli yağışlara bağlı olarak oluşan heyelanlarda 65 kişi yaşamını yitirmiş, çok büyük ekonomik ve sosyal sorunlar yaşanmıştır. 1985 BATI KARADENİZ HEYELANLARI:Aşırı kar yağışlı kış mevsiminden sonra bahar başlangıcında karların ani erimesi sonucu Zonguldak,Kastamonu ve Sinop illerinde yaklaşık 1684 konutu etkileyen heyelan olayları meydana gelmiştir.

    -23.06.1988 ÇATAK HEYELANI: Trabzon-Maçka-Çatak mevkiinde meydana gelen heyelanda 46 kişi hayatını kaybetmiştir.
    -21.07.1988 RİZE HEYELANLARI: Rize iline bağlı 3 ilçeyi etkileyen taşkın ve heyelan olayları meydana gelmiştir. Heyelandan 3 kişi hayatını kaybetmiştir.
    -19/20.06.1990 TRABZON-GİRESUN-GÜMÜŞHANE HEYELANLARI:Her üç ilde 65 kişinin ölümüne ve büyük maddi kayıplara yol açan heyelan ve taşkın olayları meydana gelmiştir.
    -13.07.1995 SENİRKENT ÇAMUR AKMASI: Isparta - Senirkent ilçesinde meydana gelen çamur akması olayında 74 kişi hayatını kaybetmiştir.
    -20/21.05.1998 BATI KARADENİZ HEYELANLARI:Karabük, Bartın, Zonguldak ve Bolu illerinde 1330 konutu etkileyen heyelan, 5500 konutu ve işyerini değişik derecelerde etkileyen taşkın olayları meydana gelmiştir.
    -07/08.08.1998 TRABZON-BEŞKÖY HEYELANI: 50 kişi hayatını kaybetmiş, 100 konut yıkılmıştır.
    -23/24.07.2002 RİZE HEYELANLARI: Selamet köyünde 20 olmak üzere toplam 27 kişinin öldüğü heyelan olayları meydana gelmiştir.
    -17.03. 2005 SİVAS-KOYULHİSAR İLÇESİ SUGÖZÜ KÖYÜ KUZULU HEYELANI: Sivas-Koyulhisar-Sugözü Köyü-Kuzulu Mahallesi‘nde yaşanmıştır. 17.03.2005 tarihinde Saat: 10:30 sularında meydana gelen heyelan olayında 15 kişi hayatını kaybetmiştir.
    13 Temmuz 1995 günü Isparta Senirkent’te meydana gelen çamur akıntısı sonrasında 74 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce işyeri ve binlerce hayvan çamur altında kalmıştır.
    Karadeniz Bölgesinde meydana gelen heyelanların fazla olmasının ana nedeni bölgenin sürekli bol yağış altında kalması, arazinin dağlık olması ve yamaçlarda bir çok yerleşim biriminin bulunmasıdır.

    Ayrıca halkın büyük bir kısmının heyelan konusunda bilinçsiz olması (tabi bu sadece Karadeniz bölgesiyle sınırlı değil ülkemizin birçok yeri de bu durumdadır), evlerin dayanıksız ve eski yapılar olması, Bayındırlık ve İskan Müdürlükleri ve belediyelerin yeterli önlemleri almamaları ve halkı bu konuda bilinçlendirmemeleri de heyelanı oluşturan etkenler arasındadır.
     
Yükleniyor...