Yahya Kemal Beyatlı Kimdir

'Biyografi' forumunda Merve tarafından 4 May 2012 tarihinde açılan konu

  1. Yahya Kemal Beyatlı Hayatı

    Yahya Kemal Beyatlı Biyografisi

    2 Aralık 1884 yılında Üsküp'te doğdu. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlk öğrenimini İstanbulda Vefa Lisesinde tamamladı. Parise giderek (1903) bir yıl bir kolejde Fransızcasını ilerlettikten sonra Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi. Dokuz yıl kaldığı Paristen döndükten (1912) sonra, İstanbulda üniversitede çeşitli dersler okuttu (1915-1923),

    Urfa milletvekili oldu (1923); Varşova (1926), Madrid (1929) Ortaelçiliklerine atandı, Tekirdağ (1935-1942) ve İstanbul (1943-1946) milletvekilliklerinde bulundu.

    Büyükelçi olarak Pakistana gitti (1948), bir yıl sonra emekliye ayrılarak yurda döndü (1949). Rumelihisarı mezarlığında gömülü. Spor ve Sergi Sarayı civarındaki parka bir anıtı dikildi (1968) Kişiliğini Pariste okurken ünlü tarihçi Albert Sorelin derslerinden aldığı tarih zevkiyle, Fransız şairlerinin (Jean Moreas, Baudelaire, Verlaine, vb.) ölçü ve biçim güzelliklerinde buldu.

    Parise gidişi, II. Abdülhamit baskısından bir kaçış olduğu halde, orada siyasi faaliyetlere katılmayarak sanat çevrelerinde kendini yetiştirdi. Paris öncesi Hamid ve Servet-i fünun şiiri etkisinden kendisini böylelikle kurtardı, klasik divan şiirimizi Batı şiirindeki bütünlük anlayışıyla ele aldı. Avrupa dönüşü Yeni Mecmuada "bulunmuş sayfalar" başlığıyla yayımladığı gazel ve şarkılarla tanındı (1918). Bu neoklasik şiirler, onun çıkış noktasının Osmanlı tarih ve şiiri olduğunu gösterdiği gibi, sonradan yeni şekiller ve sade dille yazdıklarında da şairin genel olarak Osmanlı medeniyet ve kültürüne bağlı kaldığı görülür.

    Onda tarih, vatan, millet ve İstanbul sevgisi, hep bu açıdan işlenir. Osmanlı medeniyeti yüzyıllar boyu en yüce eserlerini İstanbulda yarattığı için, Yahya Kemaldeki İstanbul, Boğaziçi ve Türk musikisi hayranlığına, tabiat güzellikleri yanı sıra, tarih değerleri de girer. Duygu, düşünce ve hayali ustalıkla kaynaştıran şair, pek çoğuna hikaye karakteri verdiği lirik-epik şiirlerinin konularını aşk, tabiat, deniz, ölüm ve sonsuzluktan da alır. İç ahengi her şeyden üstün tutuşu, şiiri "musikiden başka türlü bir musiki" kabul edişi; "Ok" şiiri bir yana, bütün şiirlerini, bu ahengin sağlanmasına daha elverişli gördüğü aruzla yazmasına sebep oldu Yahya Kemal, şiirlerini, makale ve hikayelerini sağlığında kitaplarda toplamamış, eserleri dergilerde, dağınık kalmıştı.

    Ölümünden sonra dostları ve hayranları tarafından bir Yahya Kemali Sevenler Cemiyeti kurulduğu gibi, İstanbul Fetih Cemiyetine bağlı bir de Yahya Kemal Enstitüsü ve Müzesi açıldı (1961).

    Bu Enstitünün yayımlamaya başladığı Yahya Kemal Külliyatında şairin ilk üçü şiirlerini; diğeri makale, deneme ve anılarını derleyen şu eserleri çıktı:
    Kendi Gök Kubbemiz (1961),
    Eski Şiirin Rüzgariyle (1962),
    Rübailer ve Hayyam Rübailerini Türkçe Söyleyiş (1963),
    Aziz İstanbul (1964),
    Eğil Dağlar (1966),
    Siyasi Hikayeler (1968),
    Siyasi ve Edebi Portreler (1968),
    Edebiyata Dair (1971),
    Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım (1973),
    Tarih Müsahabeleri (1975),
    Bitmemiş Şiirler (1976),
    Mektuplar-Makaleler (1977)

    alıntı