Ziya Osman Saba Kısaca Hayatı Ve Eserleri

'Biyografi' forumunda ZeuS tarafından 17 Oca 2012 tarihinde açılan konu

  1. ZİYA OSMAN SABA ( 1910 – 1957 )

     Yedi Meşaleciler içinde şiiri uzun soluklu olarak sür düren tek kişidir.
     Şiirlerini daha çok hece ölçüsüyle yazar, 1940’tan sonra serbest şekillerle de yazar.
     Şiirlerinde Fransız sembolistlerinin etkisi görülür.
     Şiirlerinde çocukluk özlemi, anılarına düşkünlük, ev ve aile sevgisi, yoksul yaşamalara karşı utanç ve acı-ma, Allah’a kulluk, kadere boyun eğiş, küçük mutlu-luklarla yetinme, ölüm yakınlığı, öte dünya özlemi gibi konuları işledi. ( Ele aldığı temalar bakımından Behçet Necatigil’i andırır )
     Sade dille orijinal, yumuşak, açık, duru şiirler yazdı.
     Hikayelerinde ağırlıklı olarak anı karakteri görülür.
     Cahit Sıtkı Tarancı’nın Ziya’ya Mektuplar kitabın-daki edebi mektupların muhatabı Ziya Osman’dır.
     Sebil ve Güvercinler en tanınmış şiiridir.

    Eserleri:
    Şiir:
    Sebil ve Güvercinler
    Geçen Zaman
    Nefes Almak
    Hikâye :
    Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi
    Değişen İstanbul

    Geçen Zaman
    Hiç olmazsa unutmamak isterdim.
    Eski geceler, sevdiklerimle dolu odalar...
    Yalnız bırakmayın beni hatıralar.
    Az yanımda kal çocukluğum,
    Temiz yürekli uysal çocukluğum...
    Ah, ümit dolu gençliğim,
    İlk şiirim, ilk arkadaşım, ilk sevgim...
    -Doğduğum ev. Rahatlayacak içim duysam
    Bir tek kapının sesini.
    Arıyorum aklımda bir ninni bestesini...
    Böyle uzaklaşmayın benden, yaşadığım günler.
    Güneş, getir bir bayram sabahını.
    Açılın açılın tekrar
    Çocuk dizlerimdeki yaralar,
    Hepiniz benimsiniz:
    Mektebim, sınıflarım, oturduğum sıralar...
    Yalnız hatırlamak hatırlamak istiyorum
    Nerde kaldı sevgilim, seni ilk öptüğüm gün,
    Rengine doymadığım o sema,
    Ahengine kanmadığım ırmak.
    Bırakıp her şeyi nereye gidiyorum?
    Neler geçmişti aklımdan,
    Nedendi ağladığım, nedendi güldüğüm?
    Ah nasıldı yaşamak?

    Nefes Almak
    Nefes almak, içten içe, derin derin,
    Taze, ılık, serin,
    Duymak havayı bağrında.

    Nefes almak, her sabah uyanık.
    Ağaran güne penceren açık.
    Bir ağaç gölgesinde, bir su kenarında.

    Üstünde gökyüzü, ufuklara karşı.
    Senin her yer: Caddeler, meydan, çarşı...
    Kardeşim, nefes alıyorsun ya!

    Koklar gibi maviliği, rüzgârı öper gibi,
    Ananın sütünü emer gibi,
    Kana kana, doya doya...

    Nefes almak, kolunda bir sevgili,
    Kırlarda, bütün bir pazar tatili.
    Bahar, yaz, kış.

    Nefes almak, akşam, iş bitince,
    Çoluk çocuğunla artık bütün gece,
    Nefesin nefeslere karışmış.

    Yatakta rahat, unutmuş, uykulu,
    Yanında karına uzatıp bir kolu,
    Nefes almak.

    O dolup boşalan göğse...
    Uyumak, sevmek nefes nefese,
    Kalkıp adım atmak, tutup ıslık çalmak.

    Sürahide, ışıl ışıl, içilecek su.
    Deniz kokusu, toprak kokusu, çiçek kokusu.
    Yüzüme vuran ışık, kulağıma gelen ses.

    Ah, bütün sevdiklerim, her şey, herkes...
    Anlıyorum, birbirinden mukaddes,
    Alıp verdiğim her nefes.
    Sebil ve Güvercinler
    Çözülen bir demetten indiler birer birer,
    Bırak, yorgun başları bu taşlarda uyusun.
    Tutuşmuş ruhlarına bir damla gözyaşı sun,
    Bir sebile döküldü bembeyaz güvercinler...

    Nihayetsiz çöllerin üstünden hep beraber
    Geçerken bulmadılar ne bir ot ne bir yosun,
    Ürkmeden su içsinler yavaşça, susun, susun!
    Bir sebile döküldü bembeyaz güvercinler...

    En son şarkılarını dağıtarak rüzgâra,
    Beyaz boyunlarını uzattılar taslara...
    Bir damla suya hasret gideceklermiş meğer.

    Şimdi bomboş sebilden selviler bir şey sorar,
    Hatırlatır uzayan dem çekişleri rüzgâr
    Mermer basamaklarda uçuşur beyaz tüyler.
     
    Moderatör tarafından düzenlendi: 8 Şub 2017
Yükleniyor...